İş hijyeni ölçümleri, çalışanların çalışma sırasında maruz kaldığı fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenlerin ölçülmesi, test edilmesi ve analiz edilmesi sürecidir. Hangi ölçümlerin yapılacağı her işyeri için standart bir listeye göre değil; işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesi, yapılan iş, kullanılan maddeler, makine ve ekipmanlar ile çalışanların maruziyet koşulları dikkate alınarak belirlenir.
Gürültü, toz, titreşim, termal konfor, aydınlatma ve kimyasal maddelere maruziyet bu kapsamda değerlendirilmesi gereken başlıca çalışma ortamı faktörleri arasındadır.
İş hijyeni ölçümleri için tüm işyerlerine uygulanabilecek “her yıl”, “iki yılda bir” veya “üç yılda bir” şeklinde tek bir genel yenileme süresi bulunmaz. Ölçümlerin tekrarlanması; çalışma ortamında veya kişisel maruziyette değişiklik meydana gelmesi, alınan kontrol tedbirlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi, iş müfettişinin istemesi ya da işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının gerekli görmesi gibi durumlara bağlıdır.
İşyerinizde hangi parametrelerin ölçülmesi gerektiğini belirlemek ve yetkili laboratuvar sürecini planlamak için işyeri ortam ölçümleri hizmetimizi inceleyebilirsiniz.
İş hijyeni ölçümü; çalışanların işyerindeki fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenlere maruziyetini sayısal verilerle ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen ölçüm, test ve analiz çalışmalarını ifade eder.
Buradaki temel amaç yalnızca çalışma ortamındaki bir etkenin varlığını belirlemek değildir. Çalışanın ne düzeyde maruz kaldığının ortaya konulması ve sonuçların ilgili mevzuattaki mesleki maruziyet sınır değerleriyle değerlendirilmesine veri sağlamaktır.
Örneğin üretim alanında yüksek ses bulunduğunun gözlemlenmesi tek başına çalışanın gürültü maruziyet düzeyini göstermez. Aynı şekilde havada toz görülmesi, çalışanın vardiya boyunca maruz kaldığı toz miktarının kabul edilebilir düzeyde olduğunu kanıtlamaz. Ölçüm bu belirsizliği ortadan kaldırarak risk yönetimini somut verilere dayandırır.
Bu nedenle iş hijyeni ölçümleri, risk değerlendirmesi sürecinin yerine geçen ayrı bir çalışma değil; risk değerlendirmesinin ölçülebilir verilerle desteklenmesini sağlayan teknik bir bileşendir.
İşyeri ortam ölçümlerinin yapılması gereken zaman, takvimden önce işyerindeki risklere ve maruziyete göre belirlenir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan açıklamalara göre öncelikle işyerinin risk değerlendirmesinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörler belirlenmeli, ardından bunlardan hangilerinin ölçülmesi gerektiğine karar verilmelidir.
Bu nedenle iş hijyeni ölçümü ihtiyacı özellikle şu durumlarda değerlendirilmelidir:
Risk değerlendirmesinde ölçülmesi gereken fiziksel, kimyasal veya biyolojik etken tespit edildiğinde,
Çalışanların gürültü, toz, titreşim veya kimyasal maddelere maruziyeti bulunduğunda,
Çalışma ortamındaki sıcaklık, nem, hava akımı veya aydınlatma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinde,
Üretim sürecinde çalışan maruziyetini etkileyen koşullar bulunduğunda,
Mevcut maruziyet seviyesinin sınır değerler açısından sayısal olarak belirlenmesi gerektiğinde.
Dolayısıyla her işyerinde bütün iş hijyeni parametrelerinin ölçülmesi gerektiği şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Ölçüm kapsamı işyerine özgü risk değerlendirmesine ve gerçek maruziyet koşullarına dayanmalıdır.
İş hijyeni ölçümleri için işyerinin tehlike sınıfına göre uygulanacak genel bir 1 yıl, 2 yıl veya 3 yıl kuralı bulunmamaktadır.
Bu nokta uygulamada sık karıştırılmaktadır. Risk değerlendirmesi, acil durum planı veya çalışanların İSG eğitimleri gibi bazı İSG uygulamalarında belirlenmiş yenileme süreleri bulunması, aynı sürelerin iş hijyeni ölçümleri için de geçerli olduğu anlamına gelmez.
İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik kapsamında işveren ölçüm, test ve analizleri şu durumlarda tekrarlar:
| Ölçümün tekrarlanmasını gerektiren durum | Açıklama |
|---|---|
| Kontrol tedbirlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi | Risk azaltıcı önlem uygulandıktan sonra alınan tedbirin maruziyeti yeterince düşürüp düşürmediğinin belirlenmesi |
| Çalışma ortamı veya kişisel maruziyet değiştiğinde | Üretim, proses, ekipman, kullanılan madde veya çalışma koşullarındaki değişiklik çalışan maruziyetini etkiliyorsa |
| İş müfettişinin istemesi | İşyerinde gerçekleştirilen teftiş sırasında ölçüm, test veya analizin tekrarlanmasının talep edilmesi |
| İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının gerekli görmesi | İSG profesyonellerinin işyerindeki risk ve maruziyet koşullarına dayanarak yeniden ölçüm istemesi |
Bu nedenle doğru soru yalnızca “son ölçümün üzerinden kaç yıl geçti?” değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken, son ölçümden sonra çalışma koşullarının veya çalışan maruziyetinin değişip değişmediğidir.
İşyerlerinde üretim ve çalışma koşulları sabit değildir. Yeni ekipman, farklı hammadde, proses değişikliği veya alınan yeni bir mühendislik önlemi çalışanların maruz kaldığı risk seviyesini değiştirebilir.
Örneğin;
Yeni bir makine devreye alındığında: Makinenin oluşturduğu gürültü veya titreşim, mevcut çalışan maruziyetini değiştirebilir.
Üretim kapasitesi artırıldığında: Daha uzun çalışma süresi, ilave makine kullanımı veya artan üretim yoğunluğu gürültü, toz ya da kimyasal maruziyet seviyelerini etkileyebilir.
Kullanılan kimyasal değiştirildiğinde: Yeni kimyasalın özellikleri ve maruziyet biçimi yeniden değerlendirilmelidir.
Havalandırma veya lokal emiş sistemi kurulduğunda: Uygulanan kontrol önleminin çalışan maruziyetini ne ölçüde azalttığının ölçümle doğrulanması gerekebilir.
Üretim alanının yerleşimi değiştirildiğinde: Çalışanların risk kaynağına uzaklığı veya çalışma süresi değiştiğinde kişisel maruziyet de değişebilir.
Buradaki belirleyici unsur yapılan değişikliğin işyeri ortamını veya çalışanın kişisel maruziyetini etkileyip etkilemediğidir.
Yapılacak ölçüm türü işyerindeki tehlike kaynaklarına göre belirlenir. Aynı işletmede birden fazla parametrenin ölçülmesi gerekebileceği gibi, risk değerlendirmesi sonucunda yalnızca belirli parametrelerin ölçülmesi de yeterli olabilir.
Gürültü ölçümü, çalışanların gürültüye maruziyet düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilir.
Presler, kompresörler, CNC makineleri, üretim hatları, kırıcılar, kesme makineleri ve benzeri ekipmanların kullanıldığı çalışma alanlarında gürültü önemli bir fiziksel risk etmeni haline gelebilir.
Burada ortamda yalnızca yüksek ses bulunup bulunmadığı değil, çalışanın yaptığı iş ve maruziyet süresi de önem taşır. Bu nedenle gerekli durumlarda kişisel gürültü maruziyeti ölçülerek çalışanın vardiya boyunca maruz kaldığı düzey belirlenir.
Yeni makine kurulması, üretim kapasitesinin değişmesi, çalışma süresinin artması veya gürültü kontrolü amacıyla yapılan teknik düzenlemeler sonrasında maruziyet koşulları değişmişse ölçüm ihtiyacı yeniden değerlendirilir.
Toz ölçümü özellikle üretim, taşlama, kesme, kırma, öğütme, inşaat, maden, seramik, ahşap ve benzeri toz oluşturan faaliyetlerde çalışan maruziyetinin belirlenmesinde kullanılır.
Tozun yalnızca gözle görülmesi veya görülmemesi güvenli bir değerlendirme için yeterli değildir. Tozun türü, partikül özellikleri, yapılan iş ve çalışanın maruziyet süresi birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle akciğerlerin gaz alışverişi yapılan bölgelerine kadar ulaşabilen partiküllerin söz konusu olduğu işlerde solunabilir toz ölçümü önem taşır.
Üretim miktarının artması, farklı bir hammadde kullanılması, havalandırma sisteminin değiştirilmesi veya toz kaynağını etkileyen proses değişiklikleri sonrasında çalışan maruziyetinin yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Titreşim ölçümü, çalışanın kullandığı makine ve ekipmanlardan kaynaklanan mekanik titreşime maruziyetini belirlemek için yapılır.
Titreşim maruziyeti iki ana grupta değerlendirilir:
El-kol titreşimi: Matkap, taşlama cihazı, kırıcı ve benzeri elde tutulan veya elle yönlendirilen ekipmanlardan kaynaklanır.
Tüm vücut titreşimi: İş makinesi, forklift, traktör ve benzeri araç veya ekipmanlarda vücudun tamamına iletilen titreşimi ifade eder.
Kullanılan ekipmanın değiştirilmesi, ekipmanın çalışma karakteristiğinin farklılaşması veya çalışanın maruziyet süresinin değişmesi halinde mevcut ölçüm sonuçlarının yeni çalışma koşullarını temsil edip etmediği kontrol edilmelidir.
Termal konfor; çalışma ortamındaki sıcaklık, bağıl nem, hava akım hızı ve ilgili termal koşulların çalışan üzerindeki etkisinin değerlendirilmesini kapsar.
Özellikle sıcak veya soğuk çalışma alanları, üretim tesisleri, fırınların bulunduğu bölümler, soğuk hava depoları ve iklimlendirme koşullarının çalışanları etkilediği kapalı alanlarda değerlendirme önem taşır.
Termal koşullar yalnızca çalışan konforuyla ilgili değildir. İşin niteliğine göre aşırı sıcak veya soğuk maruziyeti çalışan sağlığını ve güvenli çalışma kapasitesini doğrudan etkiler.
Havalandırma sisteminin değiştirilmesi, üretim prosesinden kaynaklanan ısı yükünün artması veya çalışma alanının fiziksel koşullarının değişmesi durumunda termal koşullar yeniden değerlendirilmelidir.
Aydınlatma ölçümü, çalışanların görevlerini güvenli ve doğru biçimde yerine getirebilmesi için çalışma alanındaki aydınlık düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılır.
Üretim hatları, kalite kontrol alanları, depolar, koridorlar, çalışma tezgâhları ve ofisler aynı aydınlatma ihtiyacına sahip değildir. Yapılan işin hassasiyeti arttıkça uygun aydınlatmanın önemi de artar.
Yetersiz veya işe uygun olmayan aydınlatma; görsel zorlanmaya, çalışma hatalarına ve tehlikelerin fark edilmesini güçleştiren koşullara yol açar. Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca ortamın “aydınlık görünüp görünmediğine” dayanılmaz; yapılan işe uygun ölçüm verileri esas alınır.
Üretim süreçlerinde solvent, boya, yapıştırıcı, temizleyici, metal, asit, baz veya diğer kimyasal maddelerin kullanılması çalışanların solunum yoluyla kimyasallara maruz kalmasına neden olabilir.
Kimyasal maruziyet değerlendirilirken işyerinde kullanılan kimyasalın adı tek başına yeterli değildir. Maddenin özellikleri, kullanım biçimi, çalışma süresi, havalandırma sistemi ve çalışanın maruziyet şekli birlikte ele alınır.
Risk değerlendirmesinde solunum yoluyla kimyasal maruziyet tespit edildiğinde, ilgili maddenin mesleki maruziyetinin ölçülmesi gerekebilir. Ölçüm stratejisinde kimyasalın özelliğine uygun yöntem ve ilgili mesleki maruziyet sınır değerleri esas alınır.
Kullanılan kimyasalın değiştirilmesi, miktarının artırılması, üretim yönteminin değiştirilmesi veya havalandırma sistemine müdahale edilmesi çalışan maruziyetini değiştirebileceğinden ölçüm ihtiyacı yeniden değerlendirilmelidir.
İş hijyeni ölçüm sürecinin ilk adımı laboratuvara standart bir ölçüm listesi göndermek değildir. Önce işyerindeki tehlike kaynakları ve çalışanların maruziyet koşulları belirlenmelidir.
Doğru bir ölçüm planı hazırlanırken başlıca şu bilgiler değerlendirilir:
İşyerinde gerçekleştirilen faaliyetler,
Üretim prosesleri,
Kullanılan makine ve ekipmanlar,
Kullanılan veya ortaya çıkan kimyasal maddeler,
Hammadde ve ara ürünler,
Çalışanların görevleri,
Risk kaynağına maruz kalan çalışan grupları,
Maruziyet süreleri,
Mevcut mühendislik ve havalandırma kontrolleri,
Önceki ölçüm sonuçları,
Risk değerlendirmesinde belirlenen tehlikeler.
Bu yaklaşım hem gereksiz parametrelerin ölçülmesini engeller hem de gerçekten çalışan sağlığını etkileyen maruziyetlerin gözden kaçırılmasının önüne geçer.
İş hijyeni kapsamında mevzuata uygun ölçüm, test ve analizler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş iş hijyeni ölçüm, test ve analiz laboratuvarları tarafından gerçekleştirilmelidir.
Yalnızca bir laboratuvarın cihaz sahibi olması veya TÜRKAK akreditasyon belgesinin bulunması, iş hijyeni kapsamında yetkili olduğu anlamına gelmez. İSGÜM'ün açıklamasına göre iş hijyeni ölçümleri için laboratuvarın Bakanlıktan ön yeterlik veya yeterlik belgesi almış olması gerekir.
Bu nedenle hizmet alınmadan önce laboratuvarın hem yetkisi hem de ölçülmesi istenen parametredeki kapsamı kontrol edilmelidir.
Güncel yetkilendirme esaslarına ve laboratuvarlara ilişkin bilgilere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İSGÜM Laboratuvar Yetkilendirme sayfasından ulaşılabilir.
Laboratuvarın görevi ölçüm, test veya analiz sonucunu ilgili yöntem doğrultusunda raporlamak; gerekli durumlarda ölçüm belirsizliğini ve ilgili sınır değerleri raporda göstermektir.
Ölçüm sonucunun işyerindeki risk yönetimi açısından değerlendirilmesi ise yalnızca laboratuvarın “uygun” veya “uygunsuz” şeklinde karar vermesine bırakılmaz.
İşveren ölçüm sonuçlarını öncelikle ilgili mevzuattaki, mevzuatta hüküm bulunmayan durumlarda ise geçerli ulusal veya uluslararası kaynaklardaki sınır değerler doğrultusunda değerlendirmelidir. İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu bulunuyorsa kurulun; bulunmuyorsa işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının görüşleri bu süreçte önem taşır.
Sınır değerin aşılması veya mevcut kontrollerin yetersiz olduğunun belirlenmesi halinde amaç yalnızca kişisel koruyucu donanım sağlamak değildir. İş sağlığı ve güvenliğinde risk kontrol hiyerarşisi doğrultusunda tehlikenin ortadan kaldırılması, daha az tehlikeli yöntem veya madde kullanılması, kaynağında kontrol ve mühendislik tedbirleri öncelikle değerlendirilmelidir.
Uygulanan kontrol tedbirlerinin ardından tedbirlerin etkinliğinin belirlenmesi amacıyla ölçümün tekrarlanması gerekir.
Burada “her işyerinde bütün ortam ölçümleri zorunludur” şeklinde bir genelleme yapmak doğru değildir.
İşverenin çalışma ortamındaki sağlık ve güvenlik risklerini belirleme ve gerekli iş hijyeni ölçüm, test ve analizlerini yaptırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak hangi parametrelerin ölçüleceği işyerindeki gerçek tehlike ve maruziyetlere göre belirlenir.
Örneğin gürültü maruziyeti bulunmayan bir işyerinde sırf standart bir paket içerisinde yer aldığı için kişisel gürültü ölçümü yapılması doğru ölçüm stratejisi değildir. Buna karşılık az tehlikeli sınıfta bulunan bir işyerinde çalışanların belirli bir fiziksel veya kimyasal etkene maruziyeti varsa, yalnızca işyerinin “az tehlikeli” olması ölçüm ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle karar verirken yalnızca tehlike sınıfına değil, yapılan işe ve çalışanların maruziyetine bakılmalıdır.
Sağlıklı bir ölçüm süreci için önce işyerinin mevcut durumu değerlendirilmelidir. Risk değerlendirmesi, üretim akışı, çalışan görevleri, kullanılan kimyasallar ve önceki ölçüm sonuçları incelenerek ölçüm stratejisi oluşturulur.
Ardından ölçülecek parametrelerde yetkili laboratuvar belirlenir ve ölçümlerin gerçek çalışma koşullarını temsil edecek zamanda gerçekleştirilmesi sağlanır.
Ölçüm tamamlandıktan sonra süreç raporun dosyalanmasıyla bitmez. Sonuçlar değerlendirilir, gerekli kontrol tedbirleri uygulanır ve alınan tedbirlerin etkinliği takip edilir.
Yöntem Akademi ile işyeri ortam ölçümleri sürecinde işyerinin risk yapısına göre ihtiyaç duyulan ölçüm parametrelerini belirleyebilir, yetkili laboratuvar sürecinin doğru şekilde planlanması konusunda destek alabilirsiniz.
İş hijyeni ölçümleri için bütün işyerlerine uygulanacak genel bir 1, 2 veya 3 yıllık yenileme periyodu bulunmaz. Ölçüm; kontrol tedbirlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi, çalışma ortamı veya kişisel maruziyetin değişmesi, iş müfettişinin istemesi ya da işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının gerekli görmesi durumlarında tekrarlanır.
Yeni makine çalışma ortamını veya çalışanın gürültü, titreşim, toz, kimyasal ya da başka bir etkene kişisel maruziyetini değiştiriyorsa ilgili ölçüm ihtiyacı yeniden değerlendirilir. Belirleyici kriter yalnızca makinenin yeni olması değil, maruziyeti değiştirmesidir.
“İşyeri ortam ölçümleri” günlük kullanımda iş hijyeni ölçümlerini ifade etmek için sık kullanılan bir terimdir. Mevzuatta ise iş hijyeni ölçüm, test ve analizleri; kişisel maruziyete ve çalışma ortamına yönelik fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenleri kapsayan daha geniş bir çerçevede ele alınır.
Ölçüm kapsamı öncelikle risk değerlendirmesinde belirlenen fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenler ile çalışanların gerçek maruziyet koşullarına göre oluşturulur. İşyerinde bulunan her parametrenin otomatik olarak ölçülmesi yerine, ölçüm ihtiyacı risk ve maruziyet temelinde belirlenir.
İş hijyeni kapsamında mevzuata uygun ölçüm, test ve analizleri gerçekleştirecek laboratuvarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından ön yeterlik veya yeterlik belgesine sahip olması gerekir. Bir kuruluşun yalnızca OSGB yetkisinin bulunması, tek başına iş hijyeni laboratuvarı yetkisi anlamına gelmez.
Hayır. İSGÜM'ün resmi açıklamasına göre yalnızca TÜRKAK akreditasyon belgesi iş hijyeni ölçümü gerçekleştirmek için yeterli değildir. Laboratuvarın ilgili mevzuat kapsamında Bakanlıktan ön yeterlik veya yeterlik belgesi almış olması gerekir.
Hayır. İş hijyeni ölçümleri risk değerlendirmesini destekleyen sayısal veriler sağlar. Risk değerlendirmesi tehlikeleri ve riskleri bütüncül olarak ele alırken iş hijyeni ölçümleri belirli fiziksel, kimyasal veya biyolojik etkenlere ilişkin maruziyet düzeylerinin belirlenmesini sağlar.
Sonuçların ilgili sınır değerler ve çalışanların maruziyet koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi, gerekli risk kontrol tedbirlerinin alınması gerekir. Kontrol tedbirleri uygulandıktan sonra tedbirlerin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla ilgili ölçüm, test veya analiz tekrarlanır.